Bilge Ata  
Site içi arama :
 
      Ana Sayfa   |   Din   |   Köken Bilimi   |   Güncel Makaleler   |   Araþtýrmalar   |   Belgeler   |   Hakkýmýzda   |   Ýletiþim
 
 
 

 
Anket
Amerikalýlarýn Kýzýlderililere yaptýðý soykýrým hakkýnda ne düþünüyorsunuz?
 Evet Soykýrým yapmýþtýr
 Hayýr Yapmamýþtýr
 Kýsmi olarak soykýrým yapmýþtýr

 
 
Ziyaretçi Ýstatistikleri
Aktif: 53
Bugün: 152
Toplam: 1.139.585
 

Hz. Muhammed Oðuzhan Kürt Buðduz

ÇALINAN TÜRK TARÝHÝ

 

PEYGAMBERLER HALKASI

       Hz. MUHAMMED, OÐUZ HAN, KÜRT BUÐDUZ

 

KÜRTLER ANADÝLLERÝNÝ NÝÇÝN UNUTTULAR?

       KÜRTLER UZUN SÜRE UYGARLIK ESERLERÝNDEN VE MESKÛN YERLERDEN UZAK KALDILAR. KENDÝ KÜLTÜR VE SANATLARINI, UYGARLIK DURUMLARINI, BÝLÝNEN DÝYELEK VE  DÝLLERÝNÝ UNUTTUKLARI ÝÇÝN KENDÝLERÝNE ÖZGÜ BÝR DÝL VE BAÐIMSIZ BÝR TAKIM DURUMLAR ORTAYA ÇIKARDILAR.” {Þeref Han. Þerefnâme. Bitlis Bey’i. Çev. Mehmet Emin Bozarslan ant yay Ýstanbul sh:19 Yazým yýlý M.S:1597.}

 

       Þerefnâme’de Þeref Han Kürtler hakkýnda þöyle diyor:

       “Rivayet edenler derler ki: Kürtlerin aslý ve çok olan topluluklarý konusunda çeþitli sözler ve birbiriyle çeliþen çeþitli rivayetler vardýr. Bu rivayetlerden biri, bazýlarýnýn öne sürdükleri gibi þudur:”

       “Kürtler, beyinlerinin alýnýp, Dahhak {Bivrasb}’ýn iki omuzu üzerinde meydana gelen kansere benzer bir çýbana sürülmesi için öldürülmekten, boðazlanmaktan, baþlarý kesilmekten kaçarak daðlara ve engin yerlere daðýlan insanlarýn soyundan gelmiþlerdir. Dahhak Biþdadiler’in, büyük hükümdarý Cemþid’den sonra Ýran ve Turan tahtýna oturup ülkelere tasallut eden beþinci hükümdarýydý; o kadar Allah’tan korkmaz ve sakýnmaz ceberrut ve haddini aþmýþ bir hükümdardý ki, bu yüzden bazý tarihçiler, þiddet ve ceberutundan ötürü tarihte Þeddat sanýyla ün yapan hükümdarýn ta kendisi olduðunu öne sürmüþlerdir.”

       “Bu hükümdarýn yaradýlýþýndaki ceberrut ve aþýrý þiddete raðmen, Yüce Allah kendisini, iki ejderha ve yýlanýn baþýna benzer iki kemiðin çýkmasýyla müptela kýldý; bu, hekimler tarafýndan “kanser” denilen bir hastalýktý. Bu garip hastalýktan, yakalandýðý acý ve ýstýrap nöbetlerinden dolayý, Dahhak’ýn rahatý iyice kaçtý. Ayrýca, bu hastalýðý iyileþtirmeye giriþen ve tedavisini üzerlerine alan hünerli tabipler ve mütehassýs hekimler de, bu uðurda olanca çabalarýný harcamalarýna raðmen, çaresizlik içinde kaldýlar. Nihayet günün birinde melun þeytan, Dahhak’ý muayene etmek ve ona iyileþtirici bir ilaç salýk vermek isteyen bir tabip kýlýðýnda çýkageldi. Bu tabip Dahhak’la karþýlaþýr karþýlaþmaz:

“Senin iyileþmen, bu kanserli çýbanbaþýna genç insanoðullarýnýn beyinlerinin sürülmesine baðlýdýr” dedi. Esef edilecek durum, yöneticilerin de bu melunun öðüdüne uygun olarak hareket etmeleri oldu. Rastlantý olarak acý durdu, ýstýrap da tamamen hafifledi. Kansere beyin sürüldükçe hasta kendisini artýk iyi hissediyordu.”

       “Bunun üzerine iþ baþýndaki yetkililer, günde iki kiþinin öldürülmesine ve beyinlerinin alýnarak kansere, hiç iyileþmeyen bu garip hastalýða sürülmesine karar verdiler. Bu durum, taþýdýðý yüz karasý zulme ve açýk haksýzlýða raðmen bir süre devam etti. Sonunda, günde iki kiþiyi öldürüp beyinlerini almakla görevli adamýn gönlü iðrendi; alicenap bir duygu ve acýma kendisine galebe çaldý. Sonra, günde bir kiþi öldürmekle yetinmeye, onun beynine bir kuzu beynini eklemeye ve öbür kiþiyi gizlice serbest býrakýp, kendisine þehir ve meskûn yerleri terk etmesini, insanoðlunun izlerinden hali bulunan daðlarý ve engin yerleri yurt edinmesini tembih etmeye karar verdi. Bu insancýl davranýþ, yani her gün bir kiþinin serbest býrakýlmasý, meskûn olmayan arazideki bir alanda, birçok diyelek konuþan ve çeþitli topluluklardan gelen insanoðullarýndan büyük bir topluluðun meydana gelmesine yol açtý. Bunlar evlendiler ve ürediler; sonunda çocuklarý ve torunlarý bütün o geniþ yöreleri doldurdular ve bütün bu insanlara: “KÜRT” adý verildi.”

 

        KÜRTLER: UZUN SÜRE UYGARLIK ESERLERÝNDEN VE MESKÛN YERLERDEN UZAK KALDILAR. KENDÝ KÜLTÜR VE SANATLARINI, UYGARLIK DURUMLARINI, BÝLÝNEN DÝYELEK VE DÝLLERÝNÝ UNUTTUKLARI ÝÇÝN KENDÝLERÝNE ÖZGÜ BÝR DÝL VE BAÐIMSIZ BÝR TAKIM DURUMLAR ORTAYA ÇIKARDILAR.”

 

        “Sonra alçak ovalara ve yüksek daðlara yayýldýlar; oralarda tarým, hayvancýlýk, ticaret gibi uygarlýk eserleri meydana getirmeye; dað baþlarýnda köyler, kaleler ve þehirler kurmaya baþladýlar, sonra birçok topluluklarý varlýklý oldu ve ovalara, tepelik yerlere de girdiler.”

 

       “BÝR RÝVAYET DAHA VAR”

 

       “KÜRTLERÝN bu adla adlandýrýlmalarýnýn tek nedeni, aþýrý cesaretleri ve savaþçýlýklarýdýr. O kadar ki, kavga alanlarýnda, savaþ meydanlarýnda ve diðer çetin durumlarda, tehevvür ve pervasýzlýkla nitelendirilmiþlerdir.” 

 

       BAZI DÜÞÜNÜRLER DE:

”KÜRTLER ALLAH’IN ÜZERLERÝNDEN PERDEYÝ KALDIRDIÐI BÝR CÝN TOPLULUÐUDUR.” Demiþler.

 

       “BAZI TARÝHÇÝLER DE:”

“CÝNLERÝN, Hz. HAVVA’NIN KIZLARIYLA EVLENDÝKLERÝNÝ, ONLARDAN DA KÜRTLERÝN DOÐDUÐUNU ÖNE SÜRMÜÞLERDÝR.”

 

       “BÝLGÝ ALLAH’IN ÝNDÝNDEDÝR. O HERÞEYE KDÝRDÝR.”

 

“Kürt topluluklarýnýn çoðu aþýrý cesaret ve tehevvürle, alabildiðine mert ve cömert olmakla tanýnmýþlardýr. Ayrýca yaradýlýþtan, büyük bir hamiyete sahip, son derece onurlu ve aþýrý derecede maðrurdurlar.”

 

“BUNDA O KADAR AÞIRI GÝDERLER KÝ, DAÐLARDA VE OVALARDA AÇIKÇA YOL KESMEKLE VE GASP YAPMAKLA TANINMAYI, HIRSIZLIK YAPMAYA VE ANÝDEN SALDIRIYA GEÇMEYE TERCÝH EDERLER.”

 

“Onlar adeta, “sonuçlarý düþünen adam cesaret sahibi olmaz.” Diyen ünlü söze uymak için candan çalýþýrlar; iþlerin sonuçlarýný çoðunlukla, hatta bazen hiç düþünmezler. Bu yüzden dünyanýn genel iþlerinden ve önemli meselelerinden uzak kalýrlar; hatta çoðu zaman bu iþlere ve meselelere önem bile vermezler.” {Þeref Han Þerefnâme age S:17,18,19,20}

 

       Yukarýdaki belgeler, kendisi de bir Kürt Beyi olan Þeref Han adlý Bitlis Beyine aittir. Tespitlerini bizler de yaþýyoruz.

1995 yýlýnda yanýmda inþaata çalýþan Kürt kardaþlarým ki, -bunlar mahalleden komþularým idiler.-Akþam paydosunda arabamla mahalleye dönüyorduk. Ýleriden bir insan kalabalýðý gördük. Kürt komþularým: “-Arabayý durdur. Vallah biz inacayýh. Vallah bizim akrubalar kavga etmiþlerdir. Biz kavgaya katýlacayýh” dediler. Ben de: “Bu kalabalýðýn sizin akrabalarla kavga ettiklerini nerden bildiniz? Daha kalabalýða yaklaþmadýk.” Dedim. Onlar: araba hýzlý iken ýsrarla kapýlarý açarak arabadan atlamaya çalýþýyorlardý. Ben ýsrarlarýna dayanamadým, arabayý durdurdum. Onlar bagajdan bel, kazma, kürek alarak kalabalýða doðru saldýrýya geçtiler. Ben de ne olup bittiðini anlamaya çalýþýyordum. Derken kalabalýk yaklaþtý, yaklaþtý, bir de ne görelim, Güneydoðu’da PKK ile çarpýþan MEHMETÇÝKLERDEN BÝRÝSÝ ÞEHÝD OLMUÞ, BU KABALAIK MEÐER O ÞEHÝDÝMÝZÝN CENAZE ALAYI ÝMÝÞ. Biraz sonra benim kavgacý Kürt komþularým elleri böðürlerinde, kavga edememenin ezikliði içinde süklüm-püklüm yanýma geldiler. Ben de, Kürt komþularýma: “Ne oldu? Elleriniz boþ döndünüz. Kavgaya niçin karýþmadýnýz?” diye sordum. Kavgacý Kürt komþularým: “Vallah bu kalebelik, þehid cenazesidir. Bizim akrubalar kavga çýkarmamýþlardýr.” Dediler.

       Þerefhan’ýn Kürtlerin davranýþlarýyla ilgili olarak 500 yýl önce tespit ettiði gerçekleri biz, 500 yýl sonra da aynen yaþýyoruz. Böyle giderse, 1.500 yýl sonra da yaþanacak gibidir.

       Þeref Han, Kanuni Sultan Süleyman devrinde Bitlis’te Derebeylik yapmýþ bir KÜRT BEY’ÝDÝR. ÞEREFNÂME adlý eserini 1597 yýlýnda tamamlamýþtýr. KÜRTLERLE ilgili olarak oldukça farklý, alýþýlmadýk, bugünkü KÜRTÇÜLERÝN inkâr etmekte olduklarý gerçekleri, beþ yüz yýl önce apaçýk yazmýþ bir âlim kiþidir. Þerefnâme adlý eserde o günkü Kürt topluluklarýnýn ve onlarýn yöneticilerinin pek çoðunun adlarýnýn kadim devir, -ön devir-, Türkçesi adlar taþýmalarý ise þaþýrtýcýdýr. Bu gerçekleri özellikle Türklerin ve Kürtlerin öðrenmeleri için yayýnlýyorum.

       Yukarýda okuduðumuz ve aþaðýda okuyacaðýmýz original belgeler hakkýnda bilgileri, kendisi de bir Kürt olan ÞEREFHAN’DAN edinmek, oldukça þaþýrtýcýdýr. Þeref ÞEREF HAN adýný alan bu Bitlisli Þeref, neden HAN unvanýný almýþtýr? Oysa HAN unvanýnýn aslý KAN idi. Arap Sami veya Avrupa dillerinin etkisi ile K ile baþlayan Türkçe sözlerdeki K harfi H harfine dönüþür. KAN>HAN olur. KATIN>HATIN olur. Bitlisli Þeref’in HAN unvaný almasý, dikkat çekicidir. O dönemlerde o bölgelerde yaþayanlarýn pek çoðunun adlarýnýn ÖN-TÜRKÇE adlar olduðu ise daha da þaþýrtýcýdýr.

 

       KÜRTLER BAÞKA TOPLULUKLARLA KARIÞTILAR

 

       “Bu insancýl davranýþ, yani her gün bir kiþinin serbest býrakýlmasý, meskûn olmayan arazideki bir alanda, birçok diyelek konuþan ve çeþitli topluluklardan gelen insanoðullarýndan büyük bir topluluðun meydana gelmesine yol açtý. Bunlar evlendiler ve ürediler; sonunda çocuklarý ve torunlarý bütün o geniþ yöreleri doldurdular ve bütün bu insanlara: “KÜRT” adý verildi.” {Þeref han Þerefname age}

 

       Þeref Nâmenin açýkladýðýna göre, Dahhak’ýn hastalýðý sýrasýnda KÜRT adý geçmemektedir. Celladýn kýlýcýndan kurtulan çeþitli topluluklara mensup kimseler, Dahhak’tan kaçýnca dað baþlarýna, kuytu derelere sýðýndýlar. Buralarda uzun yüz yýllar kimseye görünmeden kaçak hayatý yaþadýlar. Nice asýrlar sonra bunlar evlilik yoluyla kaynaþarak yeni bir topluluk meydana getirdiler. “Kendi ana dillerini de unuttular. Yeni bir dil öðrendiler. Bu topluluða KÜRT adý verildi.”

       Bunlarý M.S. 1597 Bitlis’te Derebeylik yapmýþ Þeref Han adlý bir Kürt âlimi açýklamaktadýr. Dahhak’tan kaçanlarýn uzun yüz yýllar dað baþlarýnda, kuytu köþelerde gizlenmeleri, kendi Ana Dillerini unutmalarý da bu þartlar altýnda oldukça normal bir süreç olarak görünüyor. Kaçkýnlarýn hemen ortaya çýkýp kendilerini açýk etmeleri de zaten mümkün deðildir. Kaçkýnlarýn sayýlarý da öyle çok deðildir. Bunlarýn bir birlerini bulmalarý, kaynaþmalarý, evlenmeleri, çoluk çocuða karýþmalarý, ANA DÝLLERÝNÝ UNUTMALARI ÝÇÝN uzun yýllarýn geçmesi gerekiyor. Þeref Nâmeye göre, bütün bu þartlar oluþtuktan sonra bunlara “ KÜRT “ adý verilmiþ.

       Kürt dili üzerinde yapýlan araþtýrmalara göre-ki bu araþtýrmalarýn en yoðununu Ruslar yaptýlar.-Yapýlan araþtýrma raporlarý, Sen Petersburg Kütüphanesinde olduðu söyleniyor. Bu araþtýrmalara göre Kürtlerin dilinin % 40’ý Türk-Turani, Ural Altay- dil grubundan, % 30’u Farsça, % 30’u Ýslam dönemi Arapçasýdýr. Kürtlerin konuþtuklarý Türkçe sözlerin % 70’i kadim Türkçedir. Kadim Türkçe demek, 1071 den önce konuþulan Türkçe demektir.

       Kürt topluluklarý, ön devir Türkçesiyle konuþurlar. Birkaç örnek verelim. Geniþ incelemeler yapýlmýþ, Kürtlerin dilindeki kadim Türkçe, ön devir Türkçesine ait olan sözler, oldukça büyük yekûn tutmaktadýr. Kürtlerin türkülerinde de bu sözlere bolca rastlanýr. ÖRNEKLER:

 

       KÜRT topluluklarýna:-KURMANÇU, KIRMANÇÝ,-adý verilir. KUR sözüne eklenen MANÇU sözü, Divan’ü Lügat’it-Türk C:1, s: 419 da þöyle kayýtlýdýr:

 

       “MANÇU: ÝÞ KARÞILIÐI ÜCRET DEMEKMÝÞ”

       

“Þu parçada dahi gelmiþtir:”

 

       KARDU-NI yincü sakýnmang

       Tuzgunu MANÇU sézinmenð

       Bulmaduk nenðge sewinmenð

       Bilgeler aný yerer.

      

KARDU-YU inci sanmayýn,

       Armaðaný ÜCRET sanmayýn

Bulunmamýþ nesneye sevinmeyin,

Bilgeler onu yererler. “

 

{Fýndýk büyüklüðünde donmuþ buz parçalarýný inci,

Armaðan edilen yemeði iþ ücreti sanma;

Bulmadýðýn þeye sevinme;

Çünkü HUKEMA “BÝLGELER” bunu beðenmez.” Divan-ü Lügat’it-Türk Kaþgarlý Mahmut Tdk yay. 1939 Ankara C:1 s:419 

 

       LORKE”

 

LORKE adlý halayýn türküsünde: “KIZ KATÝNE LORKE” derler ki, “KIZA VE KADINA“ demektir. Huysuz Virjin adlý göstericinin: “KATÝNA’NIN ELÝNDE ÝÐNE” diye baþlayan türküsündeki “KATÝNA” da “KATIN-A, KADINA” demektir.

 

       “HERRO-MERRO”

 

Kürtlerin “HERRO-MERRO” dedikleri söz, “ER” yani erkek demektir. Kadim-ön- devir Türkçesidir. ER, EREM, ÝREM, ERUM, ERRE, ÝRE, ARES, Sözleriyle ilgili olarak geniþ ve ayrýntýlý açýklama için {www.bilgeata.com ARES, PEÞTUN, KÜRTÇE dosyalarýna Týklayýnýz.}

 

       TÝK”,

 

TÝK sözü, Kadim-ön- devirde kullanýlan Türkçe bir sözdür. T>D yumuþamasýyla DÝK þekline girmiþtir. Diyarbakýr, Çermik, Ergani, Hazro ve dolaylarýnda hala capcanlý olarak “TÝK” sözü kullanýlmaktadýr.

      

“ARVAD”,

 

       ARVAT>AVRAT sözü, Turkomanya-Güneydoðu’da yaþayan Kürtler arasýnda ön devirlerdeki eski Türkler gibi hala “ARVAD” þeklinde kullanýlmaktadýr. {www.bilgeata.com AFRODÝT Týklayýnýz.”

 

       BEG”,

 

       BEY sözü, Kürtler arsýnda BEG, BEK þekillerinde kullanýlmaktadýr. Kürtler BEG sözünü týpký ön devirlerdeki Türkler gibi G ve K ile kullanýrlar. Kürtler: “BEY’ÝM” demezler. Onlar: “BEG’ÝM” derler. Eski kadim Türkler de “BEGÝM” derlerdi. Bundan alýnarak diþi yöneticiye, diþi kraliçeye: “BEG’ÜM, BÝGE, BÝKE” denir. {www.bilgeata.com web sitemde Kölemenler Týklayýnýz.} Oysa Anadolu Türkleri bu sözü BEY þeklinde kullanýrlar.

 

       “TÖÞEK”

 

       Kürtler, TÖÞEK sözünü Türkçe TÖÞEK olarak söylerler. Bundan baþka bir söz söylemezler. TÖÞEK sözü, sonralarý T>D yumuþamasýyla “DÖÞEK, DÖÞÞEK” olmuþtur. Ne Kürtler, ne Afganistan’daki Peþtunlar, ne de Tacikler TÖÞEK sözünün karþýlýðýnda ikinci bir söz söylemezler. Eðer söylerlerse ya Arapça, ya Farsça olarak söylemek zorunda kalýrlar. Ben bu TÖÞEK sözünü Afganistan’ýn þimdiki Cumhurbaþkaný Hamit Karzai’nin yeðenine ve hem de geniþ bir Kürt topluluðuna sordum. Onlar, “TÖÞEK” sözünün yanýna baþka bir söz ekleyemediler. Hepsi de “TÖÞEK” sözünü ayný bu kalýp, bu ses bu içerik ile söylemekteydiler. “TÖÞEK” sözü, onlarýn dilinde kadim devirlerden beri var olan Türkçe bir sözdür.

 

       DENGÝR

 

       DENGÝR, Kürtler TENGRÝ, TANRI sözünü DENGÝR þeklinde söylerler. Oysa Anadolu Türkleri TENGRÝ, daha çok TANRI-TANGRI þeklinde söylerler. Kürtlerin DENGÝR  þeklindeki kullanýmlarýna en yakýn kullaným ise Sümer Türklerindeki tabletlerin çözümünde buluyoruz.

 

       “KA.       DINGIR.  RA=TANRI.” {Sümer Dili ve Grameri. Prof. Dr. Mebrure Tosun. Prof. Dr. Kadriye Yalvaç TTK. 1981 Ankara S=92

 

       Kürt oymaklarýnýn TANRI sözünü Sümer Türkleriyle yakýn konumda kullanmalarýnýn çok çarpýcý bir örneði var. Bu örnek hakkýnda çok kapsamlý bir çalýþma yapmýþtým. Ne var ki, bu örneðin sahibi Þimdi CHP genel Baþkaný olan Kemal Kýlýçtaroðlu ile televizyonda yapýlan düelloda kaybedince, yayýnlamaktan vaz geçtim. Yayýnlansa, tarihe not düþülmüþ olacaðýna inanýyorum. Bu kiþi, AKP’nin bir zamanlar ileri gelen bir yöneticisiydi. Riþvanlý aþiretinin önderi, bu kiþinin Dedesi olan Riþvanoðlu Ýbrahim Beg olduðunu sanýyorum. Riþvanoðlu Ýbrahim Beg, Ýngiliz Casusu Noel ile birlikte Sivas’ta Atatürk’e suikast yapmak için planlar yaptýðý hakkýnda yaygýn bir görüþ var. AKP’nin yöneticisi olan Riþvanlý Oymaðýndan olan kiþi: DENGÝR MÝR FIRAT idi. DENGÝR sözü, týpký SÜMER Türklerince inanýlýp tapýlan DÝNGÝR adýnýn aynýsý olarak görünüyor. Zaten Türkler TENGRÝ, TANGRI, TANRI sözünü deðiþik þekillerde söylemiþlerdir.

       Riþvanoðlu Oymaðýndan çok deðerli kiþiler yetiþmiþtir. Deðerli ve kadim dostum, can kardeþim Emekli Tabip Albay Mahmut Riþvanoðlu {ÇAPAR} Riþvanlýlarýn seçkin bir önderidir. Kendisine eþi Hanýmefendiye yavrularýna ve torunlarýna saðlýk ve esenlik dileklerimi yolluyorum.

      

       Kýzýlderili Türkçesi          Türkiye Türkçesi

……………………………………………………………………………………

       98} Tanýð                  98} Tanrý

        99} Taranga               99} Tanrý

        100}Tangra             100}Tanrý.”{www.bilgeata.com Kýzýlderili Türkçesi. TIKLAYINIZ.}

      

Turkomanya, yani þimdi Kürtlerin oturduklarý Güneydoðu Anadolu, Çaldýran Savaþýna kadar TURKOMANYA-Türkmen Yurdu, Türkmen Ülkesi olarak anýlýyordu. Çaldýran Savaþý, Yavuz Sultan Selim Han ile Ýran Þahý Þah Ýsmail arasýnda Van Ýlimizin 110 kilometre Kuzeyinde bulunan Çaldýran Ovasýnda M.S. 1514 yýlýnda yapýldý. Þah Ýsmail bozguna uðradý. Ýþte bu dönemden itibaren TURKOMANYA adý yavaþ yavaþ unutulmaya yüz tuttu.

 

“AGA”;

 

AGA sözü, dünya dillerinin pek çoðunda kadim Türkçeden kalmýþ bir sözdür. Arapça ve Ýbranicede kalýrken –AKHA- þeklinde korunmuþtur. Kürtlerde ise kadim Türklerin söyledikleri þekliyle “AGA” olarak korunmuþtur.

 

“HUDA”,

 

HUDA sözü, baþta Ýran olmak üzere, Pakistan, Afganistan, Tacikistan, Endonezya gibi pek çok ulusun dilinde, özellikle Avrupalý uluslarýn dillerinde korunup kalan ön Türkçe bir sözdür. Bu sözün aslý “KUD AGA” dýr. KUTLU AGA, KUTSAL AGA anlamlarýna gelirken sonralarý TENGRÝ, TANRI, RAB, yerine göre ALLAH anlamlarý verilmiþ, HUDA þeklinde korunmuþ kalmýþtýr. Avrupalý dillerde ise God þeklinde muhafaza edilmiþtir. Arap ve Ýbranilerde de KUD-ÜS þeklinde korunmuþtur.

Görülüyor ki, Kürtlerin ANA DÝL dedikleri bugün konuþtuklarý Kürtçe, üç dilin bileþkesinden oluþmuþ, Osmanlýca Türkçesi gibi bir dildir. Bunlarý biz söylemiyoruz. Kendi de bir Kürt olan Þeref Han söylüyor. Yukarýda birkaç örnekle dokunduðumuz sözler binlerce yýl önce konuþulan ön Türkçe sözlerdir. Eðer Türkler Anadolu’ya 1071 de gelmiþler, buralarý iþgal etmiþ olsalardý, o takdirde bu kadim -ön- Türkçe sözler Kürtçede, Arapçada, -Kur’an-ý Kerim’de ve Avrupa dillerinde nasýl bulunacaktý? 

 

       KÜRTÇEDE SIRA SAYILARI YOKTUR

 

       Kürtlerin bugün konuþtuklarý Kürtçede sýra sayýlarý yoktur. Oysa her ana dilde mutlaka sýra sayýlarý vardýr. Sayý sayamayan dil olmaz.  Kürtler sýra sayýlarýný Farsça sayarlar. Bugünkü anadil denilen Kürtçe ile sýra sayýlarý sayýlamaz. Çünkü Kürtlerin dilinde sayý saymak yoktur. Kürtler, Þeref Han’ýn açýkladýðý gibi kaçkýn olduklarý ve perakende olarak daðlara sýðýndýklarý zaman ANA DÝLLERÝNÝ UNUTTUKLARI ÝÇÝN ANA DÝLLERÝNDEKÝ SAYILARI DA UNUTTULAR.

       Oysa ANADÝL denen her bir dilin kendine özgü sýra sayýlarý vardýr. ANADÝL demek, Genetik þifreleri deðiþtirilen uluslara baðýþlanan yeni ve baðýmsýz bir dil ve bu dilin özgün kurallarýyla, yeni GEN ve DNA lar demektir. Uluslaþan bir halk, kendisine özgü sýra sayýlarý olan bir ana dile sahip kýlýnýr. Bu Anadil sahibi olan her ulusa verilen Ýlâhi bir yetkedir. Kürtlerin konuþtuklarý bugünkü KURAMANÇU-KIRMANÇÝ dilinde bu kuralýn bulunmadýðý görülüyor. Bu sebepten Kürtlerin konuþtuklarý KURMANÇU, dilinde sýra sayýlarý olmadýðý için, Kürtler, sýra sayýlarýný aþaðýdaki gibi Farsça sayarlar.

 

        1}YEK,

2}DÜ,

3}SE,

4}CEHAR,

5}PENÇ,

6}ÞEÞ,

7}HEFT,

8}HEÞT,

9}NÖH,

10}DEH,

11}YAZDEH,

12}DÜVAZDEH

13}SÝYEZDEH,

14}ÇARDEH,

15]PAZDEH,

16}ÞANZDEH,

17}HEFDEH,

18}HEJDEH,

19}NEVEZDEH,

20}BÝST

 

       KADÝM KÜRTLERÝN OÐUZ HAN SÖYLENCESÝ

 

       KÜRTLERÝN söylencelerinden birisi ve belki de en þaþýrtýcýsý, Büyük Türk KAANI 24 OÐUZ Boyunun atasý, Yüce Türk Ýmparatoru, OÐUZ HAN’IN Evrenlerin Efendisi Hz. MUHAMMED {s.a.v} Efendimize elçi olarak BUÐDUZ adlý bir Kürt Beyini yollamasýdýr. Üstelik bu KÜRT BEYÝNÝN hem adý Türkçedir ve hem de OÐUZ HAN’IN Hz. MUHAMMED {s.a.v} Efendimize gönderdiði elçilerin baþkanýdýr. PEYGAMBBERÝMÝZ {sav} Efendimize elçi yollama iþinin bizzat OÐUZ HAN gibi Türklerin en çok sevdikleri, kendisine Peygamber dedikleri bir KAN=HAN tarafýndan gönderilmiþ olmasý ise daha da þaþýrtýcýdýr. Bugün yaþayan Türk Boy ve oymaklarýnýn doðrudan doðruya OÐUZ KAN’IN=OÐUZ HAN’IN çocuklarýndan türediði hakkýndaki genel kabulü de dikkate alýnýrsa, Kürtlerin OÐUZ HAN ile birlikte yaþadýklarý gerçeði ortaya çýkar. OÐUZ HAN’IN KÜRT Beylerinden BUGDUZ’U, Hz. MUHAMMED {s.a.v} Efendimize gönderdiði elçilerin baþýna getirmesi ise cidden þaþýrtýcýdýr. Bugünkü KÜRTÇÜLERE göre KÜRTLERÝN ana Yurtlarý Güneydoðu Anadolu’dur. Oysa söylenceler, kuþaktan kuþaða, aktarýla-aktarýla yüz yýllarca çok az deðiþikliklere uðrayarak zaman ve mekânlarý aþa aþa varacaðý yere kadar varýr. Bazý kiþiler:

       “Efendim! OÐUZ HAN ile Hz. Peygamber {s.a.v} Efendimizin yaþadýklarý devirler farklýdýr. Arada çok uzun asýrlar var” diyebilirler. Bunun adý; söylence, yani efsanedir. Söylencelerde önemli unsur, söylenceyi üreten Halkýn söylenceye yüklediði anlamdýr. Burada da kast edilen anlam; “OÐUZ HAN, BUÐDUZ VE Hz. MUHAMMED {s.a.v} arasýnda geçen bir olaydýr. Bu olayýn olmuþ veya olmamýþ olmasý, söylenceyi etkilemez. Bu söylencede, söylenceyi üreten Kürt Halkýnýn, neyi kast ettiði, neyi ürettiði önemlidir. KÜRTLERÝN kadim-ön devirde neyi ortaya koymak istedikleri oldukça önemlidir. Çünkü bu söylenceyi, kadim-eskiden de eski- ön devirlerde yaþamýþ olan Kürtlerin atalarý OÐUZ HAN ile KÜRT BUÐDUZ’U, ayný soy, ayný dil birliði içinde, ayný devirde, ayný ülkede, ayný bayrak altýnda, birlikte yaþamakta olduklarýný ortaya koymuþlardýr. Önemli olan da budur. KÜRTLER bu söylenceyle KÖKENLERÝNÝ OÐUZ HAN’A baðlamaktaydýlar. Bu söylence, Kürtlerin belleklerde korunmuþ kalmýþ, kuþaktan kuþaða aktarýla aktarýla günümüze dek gelmiþtir.

 

            Hz. MUHAMMED OÐUZ HAN, KÜRT BEYÝ BUÐDUZ

 

“Hz. MUHAMMED’ÝN Peygamberliðinin ünü ufuklara yayýldýðý, Ýslâmiyet’in çaðrý sesinin yankýsý dünyanýn her tarafýna yansýdýðý, ülkelerin kýrallarý ve memleketlerin iklimlerin sultanlarý bu yeni görünümle ilgilenip, bu Yüce Efendinin önünde eðilmek ve ona bütün içtenlik ve coþkuluklarýyla itaatlerini sunmak istedikleri zaman; o sýrada Türkistan’ýn en büyük hükümdarlarýndan biri olan OÐUZ HAN Medine-i Münevvere’de-onun sakinine en üstün selâm olsun- bulunan, peygamberlerin övüncü ve yaradýlmýþlarýn Efendisine bir heyet gönderdi.

       Bu heyetin baþýnda, KÜRT BÜYÜKLERÝNDEN VE ÝLERÝ GELENELRÝNDEN BUÐDUZ adlý bir kiþi vardý. Kendisi çirkin görünüþlü, kaba, katý kalpli, ele avuca sýðmaz bir kiþiydi. Çirkin görünüþlü iri yapýlý bu elçi, Peygamber’in “salat-selâm onun üzerine olsun”  gözüne görününce peygamberin caný sýkýldý ve ondan þiddetle nefret etti. Elçiye, kabilesi ve mensup olduðu SOY sorulunca: “KÜRT TOPLULUÐUNDAN olduðu cevabýný verdi.  ÝÞTE O ZAMAN PEYGAMBER “salat-selâm onun üzerine olsun”:

 

       KÜRTLERE BEDDUA EDEREK ÞÖYLE DEDÝ:”

 

       {-YÜCE ALLAH BU TOPLULUÐU, KENDÝ ARASINDA ÝTTÝFAKA VE BÝRLEÞMEYE MUVAFFAK ETMESÝN; YOKSA BÝRLEÞTÝKLERÝ TAKDÝRDE, ONLARIN ELLERÝYLE DÜNYA YOK OLUR.}”

 

       Ýþte o zamandan beri, bu topluluk birleþik bir büyük devlet, birleþik bir büyük saltanat kurmaya muvaffak olamamýþtýr; yalnýz Ýslâmiyet döneminde kurulan ve baðýmsýz olarak hüküm süren, tek baþýna sikke bastýran ve hutbe okutan, baðýmsýzlýðýn öteki belirtilerini de taþýyan ve bir süre egemenliðini sürdüren beþ ufak KÜRT devleti hariçtir.”

 

      KÜRTLER arasýnda, þimdilik, genel olarak emrine uyulacak ve yargýsý uygulanacak bir kimse bulunmadýðý için,    

ÇOÐU KAN DÖKER, GÜVENLÝK VE DÜZEN KURALLARINI ÇÝÐNERLER.

KÜRTLER en ufak ve en önemsiz nedenlerle ayaklanarak, önemsiz hatalar ve küçük suçlar yüzünden büyük suçlar iþlerler.

KÜRTLER, bir kiþinin öldürülmesi karþýlýðýnda diyet kabul ederler. Bu diyet ya bir KIZDIR ya BÝR ATTIR ya BÝRKAÇ KEÇÝDÝR. EL, AYAK, DÝÞ gibi küçük organlarýn diyetlerine ise aldýrmazlar.”

 

       ”Hz. Muhammed {sav} Sünneti gereðince dört özgür kadýnla evlenmeyi mübah görürler. Sonra, güçleri yettiði takdirde bunlara dört de cariye eklerler. Böylece Yüce Allah’ýn izniyle üreyip kýsa zamanda çoðalýrlar.”

 

       Aralarýnda öldürme yaygýn olmasaydý, soylarýnýn ve nesillerinin çoðalmasýndan dolayý, yalnýz Ýran topraklarýnda deðil, dünyanýn her tarafýnda kýtlýk ve yokluk yayýlacaktý.

Allah dilediðini yapar ve dilediði hükmü verir.”{Þerefhan Þerefname Arapça’dan çeviren Mehmet Emin Bozarslan ANT Yayýnlarý 1971 Ýstanbul S=24,25,26}

 

1995 yýlý Temmuz ayýnda çevremde 20 kadar TÜRK, bir o kadar da kÜRT genci vardý. Öðlen vakti yemek molasý vermiþtik. Herkes Allah ne verdiyse yemeðini yemiþ, biraz da uzun oturmaya baþlamýþtý. Aramýzda oradan buradan konuþuyorduk. Bir ara, KÜRTÇE konuþmalar olunca bazý KÜRT kardeþlerim KÜRTÇE konuþanlara: “Ýkinci kanala vurmayýn. Burada sizi anlamayanlar var. Belki onlarýn aleyhinde konuþuluyormuþ gibi bir kanaat doðar” þeklinde bir konuþma yapýnca ben, Kürt kardeþlerime: ”Siz neden kendinizi Türklerden ayrý sayýyorsunuz. Oysa biz sizi bizden ayrý tutmuyor, kardeþ görüyoruz. Ermeni’ye, Rum’a kýz vermiyor, kýz almýyoruz. Ama KÜRT lere kýz veriyor, kýz alýyoruz. Bir KÜRT bizden kýz almak istediðinde ona etnik kimliðini sormuyoruz. Sorduklarýmýz; içki içer mi, gece hayatý var mý, kumar oynar mý? Gibi sorulardýr.” Demiþtim. Onlar: “Siz bizim dilimizi anlamýyorsunuz. Biz dil yönünden ayrýyýz. Bunun için de sizden baþkayýz” demiþlerdi. Ben de: “O zaman ben, size bir þey okuyayým, bakalým anlayabilecek misiniz?” diyerek aþaðýdaki atasözünü okumuþtum:

 

“BAKKAN –Ee-‘ SÝ CARASA,   

       KARA KÜÇÜK SAK BOLOT.” {Kýrgýz -Türkçesi- Sözlüðü K.K. Yudahin Çev: Abdullah TAYMAS TDK Yay Ankara 1945 C=1, S=179}

 

       Bu söylediðim sözleri KÜRT arkadaþlarým, anlamadýklarýný söylediler. Ýçlerinden birisi; “ben bu sözleri neredeyse çözecek durumdayým” demiþ ve fakat çözememiþti. Hatta o kiþi, Azerbaycan Türkçesini bir KÜRT olarak ve KÜRTÇE bildiði için çözecek durumda olduðunu da açýklamýþtý. Okuduðum sözü orada hazýr bulunan TÜRKLER de anlamamýþlardý. Eminim þimdi bunu okuyanlar da anlamadýlar. Oysa bu söz apaçýk Türkçedir. Bu atasözünü, yeniden yeniden okudum. Ne Türkler, ne Kürtler anlamdýlar. Anlamý þudur:

 

“BAKICISI ÝYÝ BAKSA, ÝYÝ EÐÝTSE,

KARA KÖPEK BÝLE UYANIK OLUR.”

 

       “Bakkan: Bakan, bakýcý, terbiye eden, eðiten.

       Ee’si: Sahibi.

       Caraþsa: Yarasa. Yarayýþlý baksa.

       Kara: Kara, siyah, adi, sokak köpeði.

Küçük: it, köpek”

      

Türkiye Türkleri KUÇÝK, KÜÇÜK sözünü unutmuþlar. Belleklerinden silinmiþ. KÜRTLER köpeðe KUÇÝK, ZAZALAR KUTÝK derler. KÜRTLERÝN iddia ettikleri gibi ZAZALAR, KÜRTLERÝN bir alt kolu deðildir. KÜRTLER, ZAZA’CA bilmezler. ZAZALAR da KÜRTÇE bilmezler. ZAZALAR sonradan KÜRTÇE öðrendikleri halde Kürtlerin çoðunluðu ZAZACA öðrenmezler.

Türkiye Türkleri, köpeðe Kýrgýz Türklerinin KÜÇÜK, Kürtlerin KUÇÝK, ZAZALARIN KUTÝK þekillerinde söyledikleri bu sözü belleklerinden silmiþler, unutmuþlardýr. Bu sözün KIRGIZ TÜRKLERÝ, KÜRTLER ve ZAZALAR arasýnda halen yaþamakta olduðunu görüyoruz. Kýrgýz Türkleri arasýnda capcanlý olarak yaþýyor. Buna raðmen Türkiye Türklerinin belleklerinde bu sözün tamamen kaybolmadýðýný, aksine farklý bir söyleniþle yaygýn olarak kullanýldýðýný da sevinerek tespit ediyoruz.

Kýrgýzlarda KÜÇÜK, Zazalarda KUTÝK Kürtlerde KUÇÝK þeklinde kullanýlan bu söz, doðrudan doðruya köpeðe/ite ad olmuþtur. Anadolu, yani Türkiye Türklerinde ise; KÜÇÜK, KUÇÝK, KUTÝK sözleri unutulmuþ olduðu halde, köpeði çaðýrma sesi olan: “KUÇU, KUÇU” sözleri halen yaþamakta, sevilerek ve yaygýn olarak Ülke genelinde kullanýlmakta olduðunu belgeliyoruz. KÜÇÜK, KUTÝK, KUÇÝK sözleri Anadolu Türklüðünde yaþamadýðý, belleklerden silindiði halde, ayný sözün köpeði çaðýrma þekli olan: “KUÇU-KUÇU” þekli, köpeði çaðýrmada, sevmede kullanýlýr bir sözdür.

Kýrgýzlar, Kýrgýzistan’dan Anadolu’ya mý geldiler de KUÇÝK sözünü Kürtlerden öðrendiler, yoksa Kürtler mi Kýrgýzistan’dan geldiler de Küçük sözünü Orta Asya’dan mý alýp getirdiler? 

 Ben Kürt kardeþlerime: “Þeref Han adýnda bir kiþinin adýný duydunuz mu? Onun Þerefnâme adlý bir eseri var. Bu eserinde: “OÐUZ HAN, BUÐDUZ adlý bir Kürt beyini Hz. Peygamber {s.a.v} Efendimize elçi olarak gönderiyor. Peygamberimiz {sav} Efendimiz, o kiþiyi görünce ondan hoþlanmýyor. Kürtlerin devlet kuramamalarý için Kürtlere lânet ediyor” diye anlatýyor. Ne diyorsunuz? Diye sordum.

Ben bunlarý söyler söylemez, oradaki Kürtlerin hepsi baþlarýný yere dikerek hiç yanýt vermediler. Bir süre sonra soruyu yeniledim. Bu kere onlar bana þu soruyu sordular:

-“Bu bilgiyi yeni mi öðrendin?” ben de:

-“Evet yeni öðrendim.” dedim.

Hikmet Usta adlý bir Kürt kardeþim:

-“Bu lanetleme olayýný, 7 den 70’e bütün Kürtler bilir. OÐUZ HAN’IN Hz. MUHAMMED {s.a.v} Efendimize gönderdiði heyette bir de Türkmen Beyi vardý. Bu heyet,  Medine’ye vardýðýnda orada bir de Arap heyeti vardý. Peygamberimizin huzuruna önce Arap heyeti girdi. Arap heyeti baþkaný saygýsýný sundu: “Peygamberimiz ona:

 

“Sen çöllerde ibadetle meþgul ol” buyurdu.

Ardýndan Kürt beyi Bugduz Han Rasul’ullah Efendimizin huzura girdi. Girer girmez:

 

-“ÇE KÂRÝKÝ APEY MEMED”   Anlamý:

 

-“MEMED EMMÝ, SEN NE ÝÞ YAPARSIN?”

 

dedi. BUNU DEYÝNCE PEYGAMBERÝÝMÝZ {s.a.v} EFENDÝMÝZ, BU KABA SABA VE SAYGISIZ KÜRT BEYÝ BUGDUZ’DAN HOÞLANMADI. KÜRT BEYÝ BUÐDUZ’A:

-“SEN DAÐLARA GÝT, DAÐLARDA YAÞA. SENÝN SOYUNDAN GELEN KÜRTLER DEVLET KURAMASINLAR.” DÝYE BEDDUA ETTÝ. BU BEDDUADAN DOLAYI BÝZ KÜRTLER, DEVLET KURAMIYORUZ.” Dedi. Orada bulunan Kürtler, bu açýklamaya itiraz etmeden kabul ettiler. Bu itirafýn tarihteki yerini almasý için tarihe not düþüyorum. Hikmet Usta devam ederek:”

“BUÐDUZ’DAN SONRA PEYGAMBERÝMÝZ Hz. MUHAMMED {sav} EFENDÝMÝZÝN HUZURUNA TÜRK BEYÝ GÝRDÝ. HÜRMETÝNÝ, SAYGISINI SUNDU. PEYGAMBERÝMÝZ KARÞISINDAKÝ TÜRK BEYÝNÝN SAYGILI DAVARINIÞINI GÖRÜNCE TÜRK BEY’ÝNE:

“-OÐLUM SEN GÝT; DÜNYANIN EFENDÝSÝ OL” DÝYE DUA ETTÝ.” Diyerek OÐUZ HAN’IN ELÇÝLERÝ KONUSUNA AÇIKLIK GETÝRDÝ. Bu konuþmalar 1995 yýlý yaz ayýnda yapýldý. Konuþanlar, orada hazýr bulunanlar þu anda yaþýyorlar.

 

"-ÇE KÂRÝKÝ APEY MEMED”

 

APEY=EMMÝ sözü, üzerinde duracaðýz. Dünyada Türk soyundan baþka hiçbir soyda, bir birine: {EMMÝ, DAYI, DEZZE>TEYZE, ABLA, BACI gibi akrabalýk içeren samimi, doðal yakýnlýk hitaplarý yoktur. Bu tür hitap þekli sadece OÐUZ HAN’IN soyu olan TURAN soyunda vardýr. Hz. MUHAMMED {s.a.v}  Efendimize gönderilen Heyetin Baþkaný BUÐDUZ’UN: ”APEY=EMMÝ” þeklindeki hitabý, Kürtlerde olduðu gibi, Kýzýlderili Türklerde de tespit edilmiþtir. Bu hitap þekli, köken birliði açýsýndan çok önemli mihenk taþlarýdýr.

       Kürtlerin arasýnda yüz yýllardýr yaþayan bu olayýn gerçek yönlerini, ayrýntýlarýný öðrenmiþ olduk. Bu konulardan þu anda bile milyonlarca Türk’ün haberi yoktur. Kürtler de bu konudan söz etmiyorlar. Ser veriyor, sýr vermiyorlardý.

Gerek Þeref Han Þerefnâme adlý eserinde, gerekse arkadaþlarým, kardeþlerim Kürtlerin anlattýklarý ufak bir iki farkla birbirinin ayný olarak görünüyor. Þerefnâmede Arap ve Türk beylerinin ziyaretlerinden söz edilmiyor. Þeref Han kendisi Kürt olduðu için, Þerefnâme adlý eserine Kürt Beyi BUGDUZ’UN elçilik görevini almýþ olmalýdýr. Öyle olmamýþ olsaydý karþýmdaki 20’nin üzerindeki Kürt kardeþim, Türkmen ve Arap beyleri hakkýnda bilgi verebilirler miydi? Demek ki, Kürt cemaati arsýnda oldukça yaygýn olan bu olay, yanýmda bulunan bütün Kürt kardeþlerimiz tarafýndan yukarýda anlatýldýðý gibi anlatýlmýþ, bu olayý 7 den 77 kadar bütün Kürtlerin bildiðini açýklamýþlardý.

Þerefnâmede Þerefhan, Hz. Peygamber {sav} Efendimiz,  OÐUZ HAN’IN Elçisi Kürt Bey’i BUÐDUZ’A, kabilesi ve mensup olduðu soyunu sorduðunda BUÐDUZ:

       “Elçiye, kabilesi ve mensup olduðu SOY sorulunca: “KÜRT Topluluðundan olduðu cevabýný verdi.”{Þerefname age.}

       Elçi, Kürt beyi BUÐDUZ, Hz. MUHAMMED {s.a.v} Efendimize:KÜRT TOPLULUÐUNDAN olduðunu söyledi.” Bu yanýtta gözümüze çarpan husus SOY’U sorulunca BUÐDUZ Kürt topluluðundan, yani “Kürt Ceaatinden” olduðunu söylemiþ. Osmanlý fermanlarýnda da “Cemaati Ekrad” Kürt Cemaati olarak geçer. BUÐDUZ; Soyunun, yani Milletinin adýný söylememiþ. Sadece, {KÜRT TOPLULUÐU’NDAN, YANÝ KÜRT CEMAATÝNDEN} olduðunu söylemiþ. BUÐDUZ, {KÜRT MÝLLETÝNDEN’ÝM} DEMEMÝÞ. KÜRT CEMAATÝNDEN’ÝM} yanýtýný vermiþ. Bu yanýtý Evrenlerin Efendisi Hz. MUHAMMED {s.a.v} Efendimize vermiþ. Kendilerini MÝLLET, SOY olarak tanýmlamamýþ. Hatta Þerefname yazarý Þeref Han dahi bu gerçeði ifade etmekten çekinmemiþtir.

 

BUÐDUZ-MUÐDUZ SÖZÜ

 

       Bugduz sözü, birkaç anlama gelir Türkçe bir sözdür.

       “Buðduz: Körelmiþ, keskin olmayan, aþýnmýþ, topal”{Kýrgýz Sözlüðü  K.K Yudahin Çev: A. Battal Taymas Ankara 1945. MEB yay C: 2, S: 574}

 

       “Yay baruban erküzi,

       Aktý akýn muðduzý,

       Toðdý yaruk yulduzý

       Tingle sözüm külgüsüz.”

 

       “Yaz gelirken, eriyen karlar,

Coþkun seller gibi aktý.

Tan yýldýzý doðdu.”{Divan-ü Lügat’it-Türk Kaþkarlý Mahmut Tdk. Ankara 1938 C:1 S: 96}

 

       OÐUZ BOYULARINDAN BUÐDUZ BOYU

 

       Biz Türkler, TÜRK OÐUZ BOYLARININ çok azýný biliriz. 24 OÐUZ BOYLARINDAN biri olan BUÐDUZ Boyunun adýný duymayan çoktur. Þeref Han’ýn M.S. 1597 yýlýnda yazdýðý  Þerefnâme adlý eserinde OÐUZHAN’IN Hz. Muhamemd {sav} Efendimize gönderdiði elçilerin baþkan olan BUÐDUZ adlý Kürt beyinin adýnýn OÐUZHAN’IN ÜÇ OKLARDAN 6. Oðlu DENÝZHAN’IN IÐDIR’DAN sonra ikinci Oðlunun adýný taþýmaktadýr. Bu tarihi gerçeði ortaya çýkarmýþ bulunuyoruz. Bu belgeleri bizzat görmek için aþaðýdaki TÜRK OÐUZ BOYLARI  tablosunu dikkatle inceleyelim. OÐUZ BOYLARINA KÜRT Efsanelerinde TÜRK OÐUZ HAN soyundan geldikleri, hatta çarpýcý bir tespit yaparak KÜRTLERÝN OÐUZ BOYLARINDAN BUÐDUZ BOYU ile iliþkileri dikkat çekicidir.

       Aþaðýda açýklayacaðým konular þimdiye kadar hiç kimsenin dikkatine çarpmamýþ oldukça önemli, önemli olduðu kadar da þaþýrtýcý konulardýr. Þeref Han Þerefnâme’de OÐUZ HAN’IN Hz. MUHAMMED {s.a.v} Efendimize gönderdiði Heyetin baþýndaki kiþinin adý: BUÐDUZ idi. Kürt söylencelerinde de OÐUZ HAN’IN Rasul’ullah {s.a.v} Efendimize gönderdiði Heyetin Baþkanýnýn adýnýn BUÐDUZ olduðu açýklanmaktadýr. Þimdi sýký durun. Aþaðýya 24 OÐUZ BOYLARININ listesini çýkarýyorum. Önce bu OÐUZ BOYLARI listesini sonra da aþaðýdaki açýklamamýzý dikkatle inceleyiniz:

 

              OÐUZ BOYLARI            .                  

BOZOKLAR                           ÜÇOKLAR

GÜNHAN,         AYHAN,            YILDIZHAN       GÖKHAN,          DAÐHAN,          DENÝZHAN

Kayý,           Yazýr,           Avþar          Bayýndýr,     Salur,          Iðdýr

Bayat,          Döðer,          Kýzýk,           Peçenek         Eymür,          BUÐDUZ

Alkaevli,        Dodurga,       Bedilli,          Çavuldur,      Alayuntlu,      Yýva

Karaevli,      Yaparlý,        Karkýn,        Çepni,         Yüreðir,       Kýnýk

……………………………………….……..……………………………………………………………………………………………………………..

 

        Yukarýdaki OÐUZ BOYLARI Tablosuna dikkatle bakarsanýz, OÐUZ HAN’IN oðullarýndan ÜÇOKLAR’DAN, DENÝZ HAN’IN ikinci oðlunun adýnýn BUÐDUZ olduðunu göreceksiniz.  Hem Kürt topluluðunun Söylencelerinde, hem de Þerefname’de Þeref Han, OÐUZ HAN’IN Evrenlerin Efendisi Hz. MUHAMMED {s.a.v} Efendimize gönderdiði Elçinin Kürt büyüklerinden, BUÐDUZ olduðunu açýkça itiraf ediyorlar. BUÐDUZ ise 24 OÐUZ BOYLARININ ÜÇOKLARA mensup DENÝZ HAN’IN ikinci oðlu BUÐDUZ olduðunu tespit ettik.

       Þu elde ettiðimiz belgeler, Türklerle Kürtler tarafýndan dikkatle incelenmelidir. Kürtlerin kökenleri, kendilerinin toplum vicdanlarýnda-Kürt topluluðunun toplum hafýzasýnda yüz yýllardýr saklý duruyormuþ. Bunlarý bulmayý, Yüceler Yücesi Allah Zülcelâl’in izni ve rahmetiyle bu zayýf kuluna nasip etti. Bana, Kürtlerin yüzlerce yýldan beri saklý kalmýþ sýrlarýný buldurduðu için Rabbime ne kadar þükretsem az gelir.

 

       BUÐDUZLAR

 

        24 OÐUZ BOY’UNDAN ÜÇOKLARDAN DENÝZHAN’IN IÐDIR’DAN SONRA DOÐAN ÝKÝNCÝ OÐLU BUÐDUZ HAN’DIR BUÐDUZ HANDAN soylanan çocuklarý, ayný adý aldýklarý gibi, baþka adlarla da adlandýrýlmýþlardýr. BUÐDUZLARDAN büyük bir kol þu anda Kýrgýsiztan, Kazakistan, Özbekistan Türk Cumhuriyetlerinde yaþýyor.  BUÐDUZLARDAN baþka büyük bir grup ta ANDÝCAN dolaylarýnda toplu olarak yaþamaktadýrlar. Deðerli kardeþim Edibe BUÐDUZ Hanýmefendi Orta Asya’dan gelerek Türkiye’ye yerleþmiþ, BUÐDUZ BOYUNDAN deðerli bir kardeþimizdir.  Evlendiði için þu anda Ýstanbul’da yaþamaktadýr. Kendisine ailecek mutluluklar dileriz. Kardeþi ve öteki akrabalarý ise hala Adana’da yaþamaktalar. BUÐDUZLARLA ilgili yukarýdaki ve aþaðýdaki bilgileri Edibe BUÐDUZ Hanýmefendi nakletmiþ ve açýklamasýný da kendisi yapmýþtý:

 

       “GÖKTE YLDIZ, YERDE BUÐDUZ .”    

 

“Gökteki yýldýz kadar, yerde de o kadar BUÐDUZ var.

      

BUÐDUZLAR, gökteki yýldýzlar gibi tez çoðalýrlar.”

      

Edibe BUÐDUZ Haným Efendinin açýklamasýna göre, BUÐDUZLAR dünyada en çok çoðalan bir OÐUZ BOY’UDUR. Orta Asya’da ANDÝCAN dolaylarýnda kalabalýk bir Boy olarak yaþayan BUÐDUZLAR, orada en çok ve hýzlý olarak çoðalmakta olduklarýný muhterem Edibe BUÐDUZ haným efendiden öðrenmiþ bulunuyoruz.

       Sayýn Fahrettin Coþkun, Suriye’den Hatay’ýn KARBEYAZI Beldesine göçmüþlerdir. Kendisinin bana açýkladýðýna göre, BUÐDUZ sözü ile ilgili bu atasözü, Suriye Türkmenleri arasýnda da biraz farkla hala yaþamaktadýr.

       Suriye Türkmenleri arasýnda yukarýdaki ata sözü:

       “GÖKTE YILDIZ, YERDE KUNDUZ” þeklinde yaþamaktadýr.

 BUÐDUZ sözü, KUNDUZ þekline dönüþerek varlýðýný buralarda da sürdürmüþtür. Hýzlý çoðalma, BUÐDUZ Boyuna verilmiþ bir nimettir. Kürtlerin, hýzlý üredikleri, dikkate aþýnýrsa,  Türk Kaaný OÐUZ HAN’IN, Hz. MUHAMMED {sav} Efendimize elçi olarak gönderdiði kiþinin de adýnýn BUÐDUZ olduðunu düþünürsek aradaki benzerliklerin þaþýrtýcý olduðunu görürüz. Þu açýklananlarý ciddi olarak inceleyen Türk ve Kürt kardeþlerimin gerçekleri algýlamalarý DUSIYLA ESENLÝKLER DÝLERÝM.

 

       HÝDAYET, SADECE ALLAH ZÜLCELÂL’ÝN YETKÝSÝNDEDÝR.

 

        07/Ekim/2012 Türk Milletine ve Kürt kardeþlerime armaðanýmdýr.

 

                Rüstem KOCADURMUÞOÐLU

        Eðitimci Yazar-Teolog-Kökenbilimci

Bilge Ata- Ξ̲̅ TÜRKÝYE Ξ̲̅

 

 

 


 
  2026 © Bilge Ata. Tüm Haklarý Saklýdýr.   Son Güncelleme Tarihi: 05.07.2017Tasarým & Kodlama: -