EVREN KENDÝ VARLIÐININ SEBEBÝ OLAMAZ
Evren ve evrendeki varlýklar yaratýlmýþtýr.
Bilginler, Yaratýlýþ Yasalarýný pek çok kere sýnadýlar.
Kendiliðinden olma, kendi kendine olma, tesadüfen olma gibi sözler, bilim dýþý varsayýmlardýr.
1-Evrende bir þeyin, bir varlýðýn baþka bir þeyi, yokken var edebilmesi için, var edenin,
var ettiði þeyden akýllý ve zeki olmasý gerekir.
2-Evrende bir þeyin baþka bir þeyi yokken var edebilmesi için, var edenin, var ettiði þeyin, dýþýnda olmasý gerekir.
3-Evrende bir þeyin baþka bir þeyi yokken var edebilmesi için, var edenin, var ettiði þeyden üstün olmasý gerekir.
4-Evrende bir þeyin baþka þeyi yokken var edebilmesi için, var edenin
Mutlak irade sahibi olmasý gerekir.
5-Evrende bir þeyin baþka nesneleri yokken var edebilmesi için, o þeylerden öncesiz, ezeli olmasý gerekir.
6-Evrende bir þeyin baþka nesneleri yaratmasý için, sonsuz, ebedi olmasý gerekir.
MUTLAK YOKLUK
Mutlak yokluk, hiç bir zaman var olmayan ve hiç bir zaman var olmayacak olan demektir. Örnek:
Allah’tan baþka tanrý-ilah yoktur, var olmasý muhaldir.
Yokluk; Yaratan tarafýndan yaratýlma alanýna ve imkânýna sahip olabilecek olan demektir.
Bu evren yokluktan yaratýldý.
Allah varlýktan önce yokluðu, aydýnlýktan önce karanlýðý, dirimden önce ölümü yarattý.
Allah önce yokluðu yarattý.
Evrenler, öte evrenler yoktu. Evren yokken içindekiler de yoktu
Allah var olmalarýný diledi, onlar var oldu.
Evren karanlýktý, güneþ ve ay gibi kandillerle aydýnlattý.
Þimdi uzay araçlarý kozmik yolculuklarýnda karanlýk evrende yol alýyorlar.
Allah önce ölümü, yani yokluðu yarattý.
Yok olandan evreni, evrenden nesneleri yarattý.
Nesnelerden dünyayý, dünyada topraðý yarattý.
Allah topraktan Ademi, Ademden Havayý, {Avayý, Amayý, Anayý} yarattý. Her ikisinden de kiþi oðlunu, Ademin soyunu yarattý.
Allah Adem ve Ama’yý Ana’yý yarattýktan sonra kiþioðlunun yaratýlýþýný Adem’in dölü ile Ama-nýn, Ana-nýn yumurtasýna baðladý.
Kiþoðluna çoðalma, töreme yasasýný yapýþtýrdý.
Yukarda üç ana ilkeye dikkatle baktýðýmýzda evrende hiç bir þey yokken kendi kendine kendiliðinden veya kendi kendini yarattý diyemeyiz. Bu gerçeði, bilimsel temellere oturtmak için üç ana baþlýk konulmuþtur. Bu önemli belgelere hepimizin bileceði örneklemelerle yanýt vermek mümkündür. ÖRNEKLEME:
Bilgisayar dediðimiz aygýt kendisini yine kendisi var etmiþ olsaydý, yani bilgisayar kendisini kendisi yaratsaydý o zaman;
1-Bilgisayarýn, bilgisayardan akýllý ve zeki olmasý gerekirdi.
2-Bilgisayarýn, bilgisayarýn dýþýnda olmasý gerekirdi.
3-Bilgisayarýn, bilgisayardan üstün olmasý gerekirdi.
Oysa; aþaðýdaki karþýlaþtýrmayý dikkatle incelersek bakýnýz nasýl bir sonuca ulaþýyoruz?
1-Bilgisayar, ne kendisinden akýllý ne de kendisinden zekidir.
2-Bilgisayar, bilgisayarýn zaten kendisidir. Çünkü bilgisayar, bilgisayarýn dýþýnda deðildir. Bilgisayar, bilgisayarýn içindedir.
3-Bilgisayar, bilgisayardan ne üstündür ne aþaðýdýr.
Bazýlarýmýzýn aklýna bu son maddede bilgisayarýn bilgisayardan üstün olmadýðý sav’ýný incelerken; ‘’Daha geliþmiþ bilgisayarlar çýkýyor.’’, diye düþünenler olursa, bu düþünmelerin bir yanýlmadan kaynaklandýðýný söyleyebiliriz. Çünkü bizim burada incelediðimiz esas konumuz, bilgisayarýn kendisinden üstün veya aþaðý olmamasý konusudur. Daha geliþmiþ bilgisayar da kendisinden üstün deðildir. Bu itibarla:
1-Bilgisayar, akýllý ve zeki biri tarafýndan yapýlmýþtýr.
2-Bilgisayarý yapan, bilgisayarýn dýþýndadýr.
3-Bilgisayarý yapan, bilgisayardan üstündür.
Görülüyorki:
1-Bilgisayarý yapan mühendisler, bilgisayardan akýllýdýr.
2-Bilgisayarý yapan, mühendisler bilgisayarýn içinde deðil dýþýndadýr.
3-Bilgisayarý yapan, mühendisler bilgisayardan üstündür.
Eðer evren, kendisini kendisi yaratmýþ olsaydý veya kendi kendine var olmuþ olsaydý, o zaman yukarýdaki ölçüye vurduðumuzda evrenin evrenden akýllý ve zeki olmasý gerekirdi. Oysa evren, ne kendisinden akýllýdýr ne de zekidir. Aslýnda evrende akýl ve zekâ da yoktur.
Çünkü evreni yöneten yasalar, evrenin dýþýndaki bir güç tarafýndan evrene konulmuþtur. Þayet evren kendi kendini yaratsaydý veya kendi kendine var olmuþ olsaydý, bu tespitlerimize göre evren, evrenin dýþýnda bir güç olmasý gerekirdi. Oysa evren: EÞÝTTÝR evrendir. Evren, evrenin ne içindedir, ne dýþýndadýr. Yine bu belgelere göre eðer evren, kendi kendisini var etseydi veya kendi kendine var olsaydý, o durumda evrenin bu kadar güçlü evren yasalarýný koymasý için evrenin kendisi, kendisinden üstün olmasý gerekirdi. Halbuki evren= {denktir} evrendir.
Evreni “Varken yok olmaz, yokken var olmaz” diye nitelemek evrenin var oluþ gerçeðine aykýrýdýr. Evreni varken yok olmaz olarak tasavvur etmek ve onu bu niteliklerle nitelendirmek evrene baþlangýçsýzlýk ve sonsuzluk niteliði yüklemek olur ki, bu da evrenin tanrýlaþtýrýlmasý anlamýna gelir. O zaman baþý ve sonu olmayan, ezeli ve ebedi olan bir evrenin içinde ölümlü, dirimli, yanan, yok olan, tükenen, buharlaþan gazlar, katýlar bulunmazdý. Çünkü ezeli ve ebedi olan deðiþmez, deðiþtirilemez, bir halden baþka bir hale girmez sýfatlarýyla sýfatlanmýþtýr. Bu durumda evren, kendisi ezeli ve ebedi olacak, deðiþmeyecek, bir halden baþka bir hale girmeyecek, niteliklerinde ve zatýnda hiç bir deðiþiklik olmayacak, ama bir taraftan geniþleyecek öbür taraftan bozulanlarý, pörsüyen, sölpüyenleri, yok olanlarý, yakýlanlarý cevherinde barýndýracak. Bu, gerçekten utanç verici bir düþüncedir.
Evrene baþlangýçsýzlýk ve sonsuzluk, ezeli ve ebedi sýfatlarý yüklendiði takdirde hem evren ve hem de evren yasalarýnýn bizzat zaruri/zorunlu olmalarý, yani zorunlu yasalar olmalarý gerekir. Zaruri/zorunlu teriminin iyi anlaþýlmasý için, bu terimin yükleminin de iyi anlaþýlmasý lazýmdýr. Zaruri terimi: {o olmadýkça hiçbir þey olmaz. yahut, “onun varlýðý zaruridir” dediðimizde onun varlýðý, baþka birinin varlýðýna muhtaç olmadan var-dýr.} demiþ oluyoruz. Þu duruma göre gerek tabiat/doða yasalarý ve gerekse evrensel yasalarýn varlýklarý bizzat zaruri/zorunlu olmak icap eder. Yani evren, kendi kendine varsa, evrenin yasalarý da kendi kendine vardýr demektir. Evrenin baðlý bulunduðu yasalarýn bizzat zaruri/zorunlu olmalarý halinde o zaman evren, zorunlu deðildir. Zorunlu olamaz. Çünkü ya evren zaruridir/zorunludur, yani kendi kendine olmuþtur ya evren yasalarý kendi kendine olmuþtur. Þayet evren bizzat var ise, yani varlýðý kendinden ise o zaman evreni kuþatan yasalar, kendi kendine olmamýþtýr.
Eðer evren yasalarý bizzat var ise, yani varlýðý kendinden ise, o zaman evren, sonradan yaratýlmýþtýr. Aslýnda evren yasalarý, evrene hükmetmektedir. Kütle çekim etkileri, merkez kaç güçleri ve daha nice milyon yasalar evreni yönetmekte ve evrenin içinde bulunan bütün varlýklarý bir arada tutmakta, evrenin çökmesini engellemektedir. Evren yasalarý, iþlevini kaybettiði, görevini tamamladýðý andan itibaren, evreni dengede, bir arada tutan evrensel bir güç kalmayacaðý için evren çökecektir. Ýþte buna kýyamet diyoruz. Þu halde evren, evrensel yasalar tarafýndan yönetiliyor demektir. Öyleyse, evren yasalarý tarafýndan yönetilen bir evrenin, ezeli ve ebedi olmasý, yani kendi kendini yaratmýþ olmasý bilimsel olarak imkân dýþýdýr.
Evren yasalarýna gelince, evren yasalarý, evrenle birlikte yaratýlmýþtýr. Öyleyse, yaratýlmýþ olan evrenin yasalarý da yaratýlmýþtýr. Çünkü evren yasalarýnýn evrenin dýþýnda olmalarý, evrenden sonra var olmalarý, evrenden önce olmalarý da mümkün deðildir. Evren, yaratýlýrken, yasalarý da kendisi ile yaratýlmýþtýr. Çünkü evren, hýz, suret/form, þekil, zaman, hareket, hýz ve yasalar birlikte ve ayný anda yaratýlmýþtýr.
Evren yasalarýný evrenden alýrsanýz, ne evren kalýr ne yasalar kalýr. Evren yasalarý evrene hükmettiðine göre, bu yasalar evrenden güçlüdür. Çünkü bir þeye hükmeden ona egemen olan, hükmettiðinden daha üstündür. Buna göre evren yasalarý ve evren: Önlü ve sonlu olduðuna göre evrenden üstün, evrenin dýþýnda bir varlýðýn bunlarý yaratmýþ olmasý hem bilimsel hem aklen ortaya konulmuþ oluyor.
Bizzat var olmak, hiçbir þeye muhtaç olmamak, her þeyin kendisine muhtaç olmasý, deðiþmez, vazgeçilmez niteliklere sahip olmasý, evren hakkýnda kullanýlamaz. Çünkü evren, Huble veya kýrmýzýya kayma Yasasýna göre: 180.000 km/s geniþlemektedir. Geniþleme demek, bir halden baþka bir hale girmek, yani deðiþmektir. Baþlangýçsýzlýk ve sonsuzluk sýfatý, deðiþmemeyi zorunlu kýlar.
بِسْمِ اللَّهِ الرَّحْمَنِ الرَّحِيمِ وَالسَّمَاء بَنَيْنَاهَا بِأَيْدٍ وَإِنَّا لَمُوسِعُونَ
“GÖÐÜ ELÝMÝZLE BÝZ KURDUK. BÝZ GÖÐÜ GENÝÞLETÝYORUZ, {GENÝÞLETMEKTEYÝZ.}” Zariyat 51/47
Ezeli ve ebedi olan ise, bölünmez, parçalanmaz, eskimez, pörsümez, yenilenmez, deðiþtirilemez, deðiþikliðe uðratýlmaz, çürümez, halden hale girmez, uyumaz, uyuklamaz, büyümez, küçülmez, kýsalmaz, uzamaz, irkilmez, durmaz. Bu nitelikler ezeli ve ebedi olmayanda bulunmaz.
Evrenin bir baþka özelliði de bir mekân kaplamýþ olmasýdýr. Madde; “mekânda yer tutan” olarak tarif edilir. Gerek bizler, gerek dünyamýz ve gerekse evrenin içindeki bütün varlýklar bir mekânda yer tutuyorlar. Bu mekânýn adý da evrendir. Öyleyse evren, bir mekânlar manzumesi, mekânlarýn mekânýdýr. Kendisi de bir mekânda yer tutmaktadýr. Eðer evren kendi kendine veya tesadüfen var olmuþ olsaydý, Mekânlarý içinde barýndýrmamasý, mekânda yer tutmamasý gerekir. Oysa evren, hem kendisi mekândýr, hem kendisinde mekân tutulmaktadýr. Þu hale göre evren, bir maddedir ve yaratýlmýþtýr. Kâinat, yani evren, yaratýlmýþ bir varlýktýr. Onun bir baþlangýcý bir sonu vardýr. Evrenin baþlangýcý bilim adamlarýnca kayýp radyasyonun-ýþýnýmýn- bulunmasýyla 14.5= on dört buçuk milyar yýl önce yaratýldýðý belgelendi.
Biz ise bunlarý, Kur’an-ý Kerim’in belli bir bölümünden okuyucuya intikal ettirmiþ, sunmuþ bulunuyoruz. Evrenin ilk yaratýldýðý anýn benzer bir modelini parçacýk fiziðiyle uðraþan bilginler çekirdek hýzlandýrýcýlarýnda temsili olarak yapmaya uðraþmýþlar ve yakýn bir ölçekle bunu ortaya koymuþlardýr.
’Fizikçilerin parçacýk hýzlandýrýcýlarýnda elde ettikleri; 5.000 GeV’ luk enerji düzeylerinde elde ettikleri bilgilerle, daha yüksek 1015 GuV’luk enerji düzeylerinde neler olabileceðini tahmin edebilmektedir. Ýþte bu bilgilerin yardýmýyla, kâinatýn ilk yaratýlýþ anýndaki çok yüksek sýcaklýk altýnda, proton, nötron, elektron, nötrino, foton, kuark, lepto-kuark vs. gibi temel parçacýklarýn nasýl davranacaklarýný sadece teorik olarak deðil, empirik/deneysel olarak da kestirebilmektedirler. Yeni parçacýk hýzlandýrýcýlarýnda geçici bir an ilk yaratýlýþ anýndan hemen sonrasýnda, baþlangýçtan bir saniyenin milyon x milyon anýnda biri kadar minik bir zaman sonrasýný astronomik sýcaklýklarýna ulaþmak, ilk patlamadaki þartlarý geçici bir süre taklit etmek mümkün olmaktadýr.
Þu an evrende bulunan bütün elementler ve atomlar bu Bing Bang sýrasýnda yaratýlmýþlardýr. Ünlü kimyacý Lavuisier’in ‘’Madde yok olmaz, kaybolmaz ve yine yeniden yoktan yaratýlmaz’’ diye formülleþtirdiði madde ve enerji korunum yasasý, Big Bang sonrasý için geçerlidir. Artýk Lavuisier’in {Lavaziye}nin bu kanunu da maddeyi enerjiye, enerjiyi maddeye çevirdiðimiz günlerle birlikte geçerliliðini yitirmiþtir.
Evrenin ezeli, baþlangýçsýz olmadýðýnýn birçok kanýtlarý vardýr. Bunlarýn baþýnda da, ‘’Elementlerin yarý ömrü’’ tabir edilen bozulmadýr. Atom dünyasýnýn en dayanýklý birinci temel maddi partikülü kabul edilen ‘’proton’’un bile yarý ömre sahip olduðunu biliyoruz. Her ne kadar protonun yarý ömrü, kâinatýn yaþý kadar uzunsa da, bu bile maddenin ezeli olmadýðýnýn en net cevabýdýr.
Uzmanlar; Planck sabitesinden, ýþýk hýzý sabitesinden ve gravitasyon sabitesinden yararlanarak zaman, mekân ve enerjinin bölünmez en küçük birimini hesapladýlar. En küçük zaman aralýðý olarak 10-43 saniyeyi buldular. Ýþte bilim adamlarý doðumdan {evrenin yaratýlma anýndan} hemen sonrasý için 10-43 saniye gibi çok minik bir zaman sonrasý için tahminlerde bulunmaya cesaret edebilmektedirler. Dedik ya, tahmin veya senaryo T=0 anýnýn her þeyin baþlangýcý ve yaratýlýþ aný olarak bilmekteyiz. Ýþte þimdi yaratýlýþ baþladýktan bir saniyenin 1043 saniye sonrasýnda olup bitenlerin en son rötuþlanmýþ senaryolarýný aþaðýda bulacaksýnýz.
“Yaratýlýþtan 10-43 saniye sonra; artýk enerji, zaman rakamsal olarak tarif edilmeye, mekân da boyut olarak hesaplanýr duruma gelmiþtir.
Elektro manyetik kuvvet ile zayýf nükleer kuvvet birbirinden ayrý ayrý görülmeye baþladýðýnda, baþlangýçta saniyenin milyonda biri kadar bir zaman geçmiþ, sýcaklýk da; 1013 K0 ‘ye düþmüþ bulunmaktaydý. Bu dönemde Kuarklar üçer üçer birleþmeye baþlamýþlar, proton ve nötronlar, yani nükleonlar varlýk sahnesine çýkmaya baþlamýþlardýr. Bu dönemden önce evren, âdetâ bir Kuark çorbasýydý. Bu kozmik çorbadaki hadronlar (nükleon ve mezonlar) aþaðý yukarý eþit sayýdaydý. Baryonlar, {aðýr hadronlar, proton ve nötronun kararsýz þekilleri}nin sayýsýnýn anti baryonlara milyarda bir oranda fazla olduðunu söylemiþtir. Baryonlarla karþýt baryonlar birbirlerini ikiþer ikiþer yok etmekte ve çok yüksek enerjili gamma fotonlarý da maddeleþerek, baryon-antibaryon çiftlerini vermektedir.” {Tanrýya Koþan Fizik Sadettin MERDÝN Timaþ yay. Ýstanbul 1998. Sh. 269’kadar}
بِسْمِ اللَّهِ الرَّحْمَنِ الرَّحِيمِ
كُلُّ مَنْ عَلَيْهَا فَانٍ
“Dünya üzerinde olanlar fanidir./ölümlüdür.”Rahman 55/26
بِسْمِ اللَّهِ الرَّحْمَنِ الرَّحِيمِ
وَيَبْقَى وَجْهُ رَبِّكَ ذُو الْجَلَالِ وَالْإِكْرَامِ
“Sadece, senin Celâl ve Ýkram Sahibi olan Rabbinin Zâtý- bâki’dir.” Rahman 55/27
Parçacýk fiziðinin verdiði bilgiye göre evrende en küçük parçacýklar birbirleriyle sürekli etkileþim ve karþýlýklý takas yapmak üzere programlanmýþlardýr. En küçük parçacýklar, bir yandan ölürken diðer yandan da diriltilirler. Bu yaratýlýþ ve yok oluþ, evrenin temelini teþkil eder. Evrendeki küçük parçacýklarýn zamanýn en küçük bir dilimi sayýlan saniyelerin bile çözemediði bir zaman aralýðýnda sürekli olarak var edilmesi ve yok edilmesi sürekli yaratýlýþtýr.
بِسْمِ اللَّهِ الرَّحْمَنِ الرَّحِيمِ
الَّذِي جَعَلَ لَكُم مِّنَ الشَّجَرِ الْأَخْضَرِ نَارًا فَإِذَا أَنتُم مِّنْهُ تُوقِدُونَ
“O, öyle bir Allah’týr ki, sizlere yeþil aðaçtan od/ateþ çýkarandýr. Þimdi sizler o odu/ateþi yakýp duruyorsunuz.” Yasin 36/80
{Bu ayeti yorumlayan Dr. Haluk Nurbaki’yi rahmetle anýyorum.}
Yeþil aðaç oksijen üretir. Biz onu karbondioksite çeviririz. Karbondioksit, tekrar aðaca gider, aðaç tekrar oksijene çevirir. Biz oksijeni yakarýz. Aldýðýmýz her nefeste yeþil aðacýn çýkardýðý oksijeni yakýt olarak kullanýrýz. Bu, hem yaratma ve hem yok etmenin her an yaþadýðýmýz bilimsel bir belgesidir. Evrenin küçük parçacýklardan meydana geldiði ise bir gerçektir. Þu hale göre evren sürekli bir yaratýlýþ ve yok ediliþten ibarettir. Bu durumu canlýlarla karþýlaþtýrdýðýmýzda canlýlar için doðuþ ve ölüþ terimlerini kullanýrýz. Bu anlamda madde için de kullanýlabilecek bir terim sayýlmalýdýr. Sürekli Yaratýlýþ Yasasý’nýn en önemli belgelerinden birisi de içinde yaþadýðýmýz zaman faktörüdür. Zaman evrenle birlikte Yaratýlmýþ bir boyuttur. Einstein 1905 yýlýnda Özel Ýzafiyet/özel Baðýllýk Kuramýyla zamaný 4.ncü Boyut olarak açýklamýþtýr. Dünyanýn güneþ çevresinde ve kendi ekseninde yapmýþ olduðu her bir dönüþ ve salýnýþ hareketi, zamanýn adýdýr. Dünya, kendi çevresindeki dönüþünü 23 saat 56 dakika 4 saniyede yapar. Güneþ çevresindeki dolaným ve salýným hareketini 365 gün 5 saat 48 dakika 46 saniyede tamamlar. Ýþte bizim için zaman budur. Yani dünya zamaný, dünyanýn güneþ çevresinde ve kendi ekseninde her bir saniyede, kilometre cinsinden aldýðý yol demektir. Bu da 29.800 kilometre/sn.’ye eþittir. Þu hale göre dünya ve evren ve öte evrenler, her biri yaratýlýrken zaman, hareket, form/þekil, hýz ve enerji/güç ile birlikte yaratýlmýþlardýr. Bunlarý birbirinden ayýramayýz. Þayet zaman varsa, zamanýn var olmasý için de bir mekân gereklidir. Zamanýn varlýðýný göstermesi için bir evren ve evrenin içindeki dünya gibi varlýklar gereklidir. Dünyanýn zamandan ayrý düþünülmesi, bilimsel olarak mümkün deðildir. Dünyayý dönmeden, dönmeyi yörüngeden, yörüngeyi güneþten, güneþi ve Dünyayý merkez kaç gücünden ve kütle çekim etkilerinden soyutlayamayýz. Form/þekil maddenin biçimidir. Ama madde sadece biçimden mi ibarettir? Maddeyi enerjiden, güçten ve hareketten soyutladýðýmýz zaman madde de kalmaz, þekilde kalmaz. Güneþi Samanyolu’ndan Samanyolu’nu evrenden, evreni geniþlemekten ayrý düþünmek varlýðý inkâr etmektir. Zaman mekânsýz, mekân zamansýz akamaz. Her saniye, her salisede zaman tükenmekte ve yeniden yeni bir zaman doðmaktadýr. Yani her bir santimetre, metre ve kilometrelerde geride kalan zaman ölmekte ve her bir saniyede yeni bir mesafe bir adým, bir hareket ve zaman doðmaktadýr. Þu hale göre zaman ve mekân, sürekli olarak yaratýlmakta ve yok edilmektedir.
بِسْمِ اللَّهِ الرَّحْمَنِ الرَّحِيمِ
يَسْأَلُهُ مَن فِي السَّمَاوَاتِ وَالْأَرْضِ كُلَّ يَوْمٍ هُوَ فِي شَأْنٍ
“Göklerde ve yerde olanlar, her þeyi O’ndan isterler. O, her an kâinata/evrene tasarruf etmektedir.” Rahman 55/29
بِسْمِ اللَّهِ الرَّحْمَنِ الرَّحِيمِ
إِلَيْهِ مَرْجِعُكُمْ جَمِيعًا وَعْدَ اللّهِ حَقًّا إِنَّهُ يَبْدَأُ الْخَلْقَ ثُمَّ يُعِيدُهُ لِيَجْزِيَ الَّذِينَ آمَنُواْ وَعَمِلُواْ الصَّالِحَاتِ بِالْقِسْطِ وَالَّذِينَ كَفَرُواْ لَهُمْ شَرَابٌ مِّنْ حَمِيمٍ وَعَذَابٌ أَلِيمٌ بِمَا كَانُواْ يَكْفُرُونَ
“Hepinizin dönüþü O’nadýr. Allah’ýn vaadi/sözü hak ve gerçektir. Gerçek þu ki, Allah, önce yaratýr sonra yaratmaya devam eder. Bunu da inanýp yararlý iþ yapanlara adaletle vermek için yapar. O, küfredenlere,/inkârcýlara gelince iþte onlara, kýzgýn bir içecek ve elemli bir azap vardýr. Bu, onlarýn inkârlarýndan ötürüdür.” Yunus 10/4
بِسْمِ اللَّهِ الرَّحْمَنِ الرَّحِيمِ
اللَّهُ يَبْدَأُ الْخَلْقَ ثُمَّ يُعِيدُهُ ثُمَّ إِلَيْهِ تُرْجَعُونَ
“Allah önce yaratýr, sonra yaratmayý iade eder, yeniler, türetir sonra siz ona döneceksiniz.” Rum 30/11
Evrende parçacýklarýn sürekli olarak yok olmalarý ve yeniden var olmalarý, onlarýn kendi iradeleriyle olacak bir iþ deðildir. Çünkü hiç olmayanýn hiçlikten kendi çabasýyla, aklýyla, zekâsýyla, iradesiyle kendi kendini var etmesi mümkün deðildir. Yokolan bir þeyin yokken var olmasý, kendi çabasýyla olmuþ olsaydý, böyle bir iþ bilimselliðe aykýrý olurdu. Çünkü yok olan bir þeyin, yani hiç’in gayreti, çabasý, aklý, zekâsý, gücü, kudreti de hiçtir. Hiç dediðimizin, varlýðý da hiçtir. Öyleyse hiçin, yani yok olanýn gayretinden, zekâsýndan bahsedilmesi bilimsel bilgiye aykýrýdýr. Bunlarýn kendilerini yeniden yaratmalarýndan, var etmelerinden söz edilmez. Çünkü evrende böyle bir kavram yoktur.
Evrendekiler yokluktan varlýk âlemine bir plan ve programla ve güçlü bir iradeyle çýkmýþlardýr. Evreni ve öte evrenleri ve bunlarýn içindekileri yaratmayý murad eden, evrenin dýþýnda, evrenden üstün, evrenden güçlü, evrenden akýllý bir Yaratýcýnýn bu evreni Yaratmasý, Yaratýcýnýn Mutlak iradesinin sonucudur.
BU YARATICI: ALLAH ZÜLCELÂL’DÝR.
Temmuz 2002
Rüstem KOCADURMUÞOÐLU
Eðitimci Yazar-Teolog-Kökenbilimci
Bilgeata-Ξ̲̅ ✫TÜRKÝYE Ξ̲̅ ✫
Kaynak: “Yüzleþme Doktrini. Rüstem KOCADURMUÞOÐLU-Zirve Basýmevi. Adana 2002.Güncellenmiþ alýntý.”
|